TERÖRÜ LANETLİYORUZ

IPB

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

DUYURU:

GencForm'a Hoşgeldiniz...

Bize Bizim Diyen Gelsin

This topic is about Bize Bizim Diyen Gelsin, the author, KORCAN, wrote about: Bize Bizim Diyen GelsinElimizin ucuyla tutuyoruz hayatı, parmak izi bırakmamaya dikkat ediyoruz. Dilimizin ucuyla yarım yamalak cümlelerle geçiştiriyo ... To read more just scroll down

 
Reply to this topic Start new topic
 Bize Bizim Diyen Gelsin
 
KORCAN
mesaj 24.08.2008, 21:01:38
İleti #1


Aktif Üye
Grup Simge

Grup: ÜYELER
Üye No: 2,147
Cinsiyet :
Katılım: 08.07.2008
İleti: 112
Konuları: 20



Bize Bizim Diyen Gelsin


Elimizin ucuyla tutuyoruz hayatı, parmak izi bırakmamaya dikkat ediyoruz.

Dilimizin ucuyla yarım yamalak cümlelerle geçiştiriyoruz bütün anlamları, sürç-i lisan etmekten korkuyoruz.

Evrenin ortasında bir incir çekirdeğini mesken tutmuşuz; galaksiler, gökyüzü, yıldızlar başkalarının olsun, başımızı döndürüyor; yolların karı, fırtınası, kasırgası, tayfunu var, başkaları yürüsün diyoruz.

Hayatla yüz yüze gelmek en büyük korkumuz; dersine çalışmayan çocuğun gözlerini önüne dikip fark edilmemeye çalışması gibi fark edilmemeye çalışarak bir köşeciğinde öylece duruyoruz hayatın. O da durup ardına bakmıyor zaten.

O hızından hiçbir şey kaybetmiyor...

Günler hep uzağımızdan geçiyor. İçine almıyor, sarmıyor, merhamet göstermiyor bize. Hayat dışarıda hızla akıyor, biz buğulu bir pencere arkasında, dökülen yaprakların matemini tutuyoruz.

Dışarıdaki hayatı, hayatın usanmadan yaydığı diriliği, enerjiyi, coşkuyu yabancı, tanımadığımız, teni tenimize, dili dilimizi benzemez varlıklar paylaşıyor.

Onlar gülleri deriyor, çini vazolara yerleştiriyor. Onlar çöpleri kaldırıyor, atlas halılar seriyor. Onlar yetinmiyor Mars’a bile hayat sipariş ediyor. Onlar geceleri havai fişeklerle, füzelerle aydınlatıyor. Onlar gövdelerini semirtip tüm yeryüzüne yayıldıkça, bizim pencere arkası esaretimiz büyüyor.

Dışarıya çıkmak hevesimiz, hüsrana uğramak korkusuyla hep kursağımızda kalıyor.

Seyirci olmak, fırtınada sakin bir limanda konaklamak ihtiyatlı gibi görünüyor. Aklımız olanlarda, aklımız hayatta aslında...

Onlar bizi asla görmüyor, biz onları canlı canlı seyrediyoruz.

Zeki, atılgan, cüretkârlar...

Her şeyi istiyorlar... kurcalıyorlar... bozuyorlar... işini bitiriyorlar...

İçini boşaltıyorlar hayatın yavaş yavaş...

Dışarı çıkmaktan; buzda kaymaktan, ateşte yanmaktan, fırtınaya kapılmaktan korkan biz içerdekiler, tırnaklarımızı yiyor, duvarları dövüyoruz; bir gün yaşamayı, bir gün gerçekten ait olmayı, sahibi olmayı düşündüğümüz hayatın özünden öz, canından can alındığını gördükçe kahroluyoruz.

Yırtılan gökyüzü için, kuruyan yeryüzü için, gözü yaşlı çocuk için, kanadı kırık kuş için, karaya vurmuş balık için,

yitirilen onur için

kahroluyoruz...

Tarifsiz hüzünlerle daralıyor kabuğumuz... ama ellerimiz böğrümüze... ama başımız öne... ama kılımız kıpırtısızlığa gömülüyor nihayetinde... penceremizden ayrılamıyoruz.

“Bir gece kütüphanemde bir güvenin pervaneye şöyle dediğini duydum:

İbni Sinâ ’nın kitapları içine yerleştim.

Farabî’nin bir çok eserlerini gördüm.

Bu hayatın felsefesini bir türlü anlayamadım.

Bir güneşim yok ki,günlerimi aydınlatsın. Çok bedbahtım.”

Yarı yanmış pervanenin şu güzel, ince cevabını hiçbir kitapta bulamazsın.

Dedi ki:

“Çırpınıştır hayatı daha canlı yapan; çırpınıştır hayatı kanatlandıran.” (Muhammed İkbal)

Dağların dahi yürüdüğü bir hayatta yürümekten, yol almaktan, koşmaktan, dönmekten; feleklere katılmaktan, kıpırdamaktan, çırpınmaktan başka yolu yok insanın...

Hayatın çirkinleştirilmesine karşı durmak isterken hayatın saflarından çıktık, kolaylıkların, küçük rahatların sıcağına, durağanlığına alıştık.

İyi-kötü, kâr-zarar hesapları yapmadan, bütün riskini göğüslemediğimiz bir hayatın nesi olabiliriz?

Ne halifesi, ne hâmisi,ne hadimi...

Hayat emanettir. Emanetin, meydanlara inecek,

“bir karıncaya ulu nazar” edecek,

“bulut olup göğe ağacak, yağmur olup yağacak ”,

“örse çekiç salacak”,

“bize bizim diyecek”,

hayata soyunacak,

yaşar gibi yapmayacak,

sahiden yaşacak,

kapılar aralayacak,

yolunu kendi kazmasıyla kazacak,

gayret kuşağı kuşanacak,

külüngü dağa aşkla vuracak sahiplere ihtiyacı var.

Yunus; “Dosta varmak dilersen, ol dikene bas da var” diyor.

Hayata yalın kılıç dalmayanın, risk almayanın hakikatle alışverişinin olamayacağı, hiçbir sırrın kapısına varamayacağı aşikârdır.

Dikili bir ağacı, başını sokacak bir deliği, ardına gizleneceği bir penceresi olsunla avunamaz hakiki varlığa kavuşmak isteyen.

Bütün zerreleri, bütün hissiyatı yara bere içinde kalsa da,

Küsmeden, incinmeden, gocunmadan Hay’dan gelen hayatın izini sürer.

Ancak oradan korkunun ve endişenin biteceği emin bir beldeye geçeceğini bilir.

Hayatın yumuşak ve tehlikesiz olduğu sahilde kurulup oturma...

Denize dal, dalgalarla pençeleş;

ebedî hayat mücadeledir.


--------------------
Çöldeyim susuzum dudağın bana Leyla
Kuyularda Yusuf'um sözlerin bana Züleyha
Ateşlerde İbrahim'im gözlerin bana Derya
Sancılar içinde Meryem'im bakışın bana İsa
Yaralar içinde Eyyub'um hasretin bana şifa
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Reply to this topicStart new topic
Tags
No Tag inserted yet

1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 üye:

 



Yararlı Linkler
ÖNEMLİ :Linkler sürekli kontrol edilecektir.Habersiz linkimizi kaldıranlar yada hiç eklemeyen ve/veya uygunsuz içerik bulunduran sitelerin linkleri silenecektir.İletişim için GiZeMsU
Basit Görünüm

 | SEO by MinervaSEO © Icelabz.net

Tarih : 20.11.2008 - 19:21:11
- Arşiv Görünümü -
6 9 10 11 12 13 14 15 16 18 19 20 21 22 23 24 25 26 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 77 78 79 80 81 82 86 98 102 104 105 106 107 109 110 111 112 113 114 115 117 118 119 121 122 123 124 125 126 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 157 158 159 160 161 162 163 165 166 169 170 173 175 176 177 178 179 180 181 182 184 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 254 256 258 261 264 266 267 268 269 271 273 274 276 277 280 282 283 284 285 286 287 289 290 291 295 296 298 300 304 305 306 307 308 309 310 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 339 341 342 343 344 345 346 347 348 351 352 353 354 355 356 358 359 362 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385
Copyright 2008 © GencForm.Org Tüm Hakkı Saklıdır
Modül ve Eklentiler GiZeMsU