TERÖRÜ LANETLİYORUZ

IPB

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

DUYURU:

GencForm'a Hoşgeldiniz...

Anadolu Selçuklu Devleti

This topic is about Anadolu Selçuklu Devleti, the author, desertengle, wrote about: 14. Yüzyılın Başında Yakındoğu ve Avrupa (Anadolu Selçuklu Devleti) Hatırlayacağınız gibi, Türkmenlerin Anadolu’ya göçleri 11. yüzyılda başlamış ... To read more just scroll down

 
Reply to this topic Start new topic
 Anadolu Selçuklu Devleti
 
desertengle
mesaj 16.03.2008, 00:17:01
İleti #1


Süper Aktif Üye
Grup Simge

Grup: ÜYELER
Üye No: 1,532
Cinsiyet :
Katılım: 29.02.2008
İleti: 473
Konuları: 84
Nereden: Ankara



14. Yüzyılın Başında Yakındoğu ve Avrupa (Anadolu Selçuklu Devleti)

Hatırlayacağınız gibi, Türkmenlerin Anadolu’ya göçleri 11. yüzyılda başlamış ve 1071’deki Malazgirt Savaşı’ndan sonra daha da artmıştı. Alp Arslan’ın ölümünden sonra Anadolu’ya giren akıncı komutanlardan Kutalmışoğlu Süleyman ve kardeşi Mansur, Konya’dan İznik’e kadar olan bölgeyi ele geçirdi. 1075’te Bizans İmparatorluğu’nun önemli kentlerinden biri olan İznik’i aldı ve kendine merkez yaptı. Bu önemli fetihlerden sonra 1077’de Abbasi halifesinin onaylaması ile Anadolu Selçuklu Devleti kurulmuş oldu.
Süleyman Şah: Bağımsızlığını ilan eden ve melik ünvanını alan Süleyman Şah, Orta Anadolu’da yaptığı fetihleri genişleterek Suriye’ye yöneldi. 1084’te Antakya’yı aldı. Antakya’nın alınması Süleyman Şah’ın İslam dünyasındaki prestijini daha da arttırdı. Süleyman Şah’ın Suriye’ye doğru ilerlemesi Suriye Melik’i Tutuş’un keyfini kaçırdı (Suriye Selçuklu Meliki Tutuş, Alp Arslan’ın Melikşah’tan sonraki ikinci oğludur). Bu iki büyük Selçuklu soylusunun ordusu 1086’da Halep yakınlarında karşı karşıya geldi.



Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın Kökeni

Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın uzaktan akrabasıdır. Şöyle ki, Süleyman Şah, Selçuk Bey’in oğlu Arslan Bey’in oğlu Kutalmış’ın oğludur. Alp Arslan ise, Selçuk Bey’in diğer oğlu olan Mikail’in oğlu Çağrı’nın oğlu’dur. Yani hem Süleyman Şah hem de Alp Arslan Selçuk Bey’in dördüncü kuşak torunlarıdır. Selçuklularda, ülke ve devlet tüm hanedanın ortak malı olduğu için, Alp Arslan’ın uzaktan kuzeni olan Süleyman Şah, ülke yönetiminde söz sahibi bir komutan olmuş ve Anadolu’nun fethinde görev almıştır.

Süleyman Şah’ın ordusu kısa süre içinde dağıldı. Süleyman Şah, sonuna kadar savaştı ve yenileceğini anlayınca canına kıydı. Alp Arslan oğlu Tutuş’un Kutalmışoğlu Süleyman’ın ölüsü başında “bütün soyumuza acı çektirdik” diye ağladığı, yas ilan ettiği, Süleyman Şah’ın ölüsünü kaldırıp namazını kaldırdığına dair rivayetler vardır.

Süleyman Şah’ın mezarı bugün Suriye’dedir. Mezarının başında bir Türk bayrağı çekilidir ve sürekli olarak bir Türk askeri nöbet tutmaktadır.



Süleyman Şah’ın ölümünden sonra Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah, Anadolu Selçuklu Devleti’ni doğrudan kendine bağladı ve Süleyman Şah’ın oğullarını başkent Isfahan’a götürdü ve onları orada yaşmaya mecbur etti. 1092 yılında Melikşah’ın ölümü ile Süleyman Şah’ın büyük oğlu I. Kılıç Arslan Isfahan’dan İznik’e kaçtı ve Anadolu Selçuklu tahtına oturdu.

I. Kılıç Arslan: I. Kılıç Arslan Anadolu’daki egemenliğini genişletmek için mücadele etti. İzmir yöresine egemen olan Çaka Bey’i öldürüp kızıyla evlendi ve Ege bölgesine egemen oldu. Bizans saldırılarını önledikten sonra Orta Anadolu’ya yöneldi ve Danişmentlilerin elindeki Malatya’yı kuşattı. Ancak, kuşatma devam ederken Haçlı ordularının Anadolu’ya girdikleri haberini aldı. Bunun üzerine hızla İznik’e döndü. Haçlıların 1096’da İznik’i, 1097’de Eskişehir’i almaları üzerine iç kesimlere çekildi. Başkenti Konya’ya taşıdı ve Haçlılara karşı çete savaşları vermeye başladı. Çete savaşları vermesinin nedeni Haçlılara karşı koyabilecek büyüklükte ordusu olmamasıdır. I. Kılıç Arslan vur-kaç taktiklerini başarı ile uyguladığı bu çete savaşları ile Haçlı ordularını iyice yıprattı. Daha sonra, Danişmenlilerle ittifak kurarak bir Haçlı ordusunu yendi. Haçlı tehlikesi geçtikten sonra yeniden sefere çıkan I. Kılıç Arslan, doğuya sefer çıktı. Önce Danişmentlilerden Malatya’yı aldı, sonra Suriye’ye yöneldi ve Musul’u ele geçirdi. Bunun üzerine Büyük Selçuklu Sultanı Mehmet Tapar, I. Kılıç Arslan’ın üzerine bir ordu gönderdi. Habur Irmağı kıyılarında yapılan savaşı I. Kılıç Arslan kaybetti ve atı ile Habur Irmağını geçerken sulara kapıldı ve boğuldu (1107).

I. Mesud: I. Kılıç Arslan’ın ölümü ile kısa süreli bir taht kavgası yaşandı. 1110 yılında, büyük oğlu Melikşah, 1116’da ise küçük oğlu Danişmentlilerin yardımı ile I. Mesud Anadolu Selçuklu tahtına çıktı. I. Mesut Bizanslılara karşı başarılı savaşlar yaptı. Anadolu’da Danişmentlilerin üstünlüğüne son verdi. 1147’de II. Haçlı ordusunu Ceyhan Irmağı kıyısında bozguna uğrattı. 1155 yılında başkent Konya’da öldü. I. Mesud zamanında Anadolu’da önemli eserler yapıldı.

II. Kılıç Arslan: I. Mesud’un ölümünden sonra oğlu II. Kılıç Arslan tahta çıktı. II. Kılıç Arslan hükümdarlığının ilk yıllarında kardeşleri ile taht kavgası yapmak zorunda kaldı. Onları yendi ve ülkede güvenliği sağladı. Bizans ile anlaşarak batı sınırını güvence altına aldı. Daha sonra doğuya yönelerek Danişmentliler beyliğini tamamen ortadan kaldırdı. 1157 yılında Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılması üzerine “Büyük Sultan” ünvanını kullanmaya başladı. Bizanslılar Anadolu Selçuklularının giderek güçlenmesi ve Türkmen akınlarının artması üzerine anlaşmayı bozdu. Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos büyük bir ordu ile Anadolu Selçuklularının üzerine yürüdü. 1176 yılında Denizli yakınlarında yapılan Miryokefalon Savaşı’nda Bizanslılar yenildi. I. Manuel Komnenos esir düştü. II. Kılıç Arslan, savaş tazminatı ödemek ve Selçuklulara biraz toprak vermek koşulu ile imparatoru serbest bıraktı.



GELŞME DÖNEMİ:
Hatırlayacağınız gibi, Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı II. Kılıç Arslan Haçlılara ve Bizanslılara karşı başarılı savaşlar vermiş bir hükümdardı. Kendisi daha ölmeden oğulları taht kavgası yapmaya başladılar. 1192’de ölünce oğulları arasındaki bu kavga iyice arttı. İşin kötüsü, II. Kılıç Arslan’ın on bir tane oğlu vardı. Bu on bir kardeş arasındaki taht savaşını kazanan I. Gıyaseddin Keyhüsrev, tahta oturdu. Oturdu ama taht pek rahat değildi. Çünkü kardeşlerinden bazıları hala hayattaydı ve I. Gıyaseddin’i tahttan indirmeyi bir kere kafalarına koymuşlardı. Hatta, bir ara I. Gıyaseddin, tahtı kardeşi II. Süleyman Şah’a kaptırdı. Ama kaptırdığı gibi geri aldı ve 1204 yılında ikinci kez tahta çıktı. Bu krizi atlatan I. Gıyaseddin Keyhüsrev, ülkesinde huzuru sağladı. Bu tarihten itibaren, Anadolu Selçuklu Devleti büyük bir gelişme dönemine girdi. I. Gıyaseddin büyük fetihler yaptı. Trabzon Rum İmparatorluğunu yendi. Bu zafer ile Anadolu Selçukluları, Karadeniz’e çıkan bir ticaret yoluna sahip oldular. Bundan sonra Gıyaseddin, güneye yöneldi Antalya’yı fethederek Anadolu Selçuklu topraklarına kattı.

Antalya I. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Anadolu Selçuklu Devleti tarafından Bizanslılardan alınmıştır. I. Gıyaseddin burada bir donanma kurdu. Böylece Selçuklular ilk kez denizciliğe başladılar. Antalya, bu dönemde Anadolu’nun en önemli ihracat ve ithalat limanı haline geldi.



Anadolu Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev, yaşamının son yıllarında, İznik Kralına savaş açtı. Eğer hatırlarsanız, İznik Krallığı 4. Haçlı Seferi sırasında Haçlıların İstanbul’u işgal etmesi üzerine İznik’e kaçan Bizans imparatoru tarafından kurulmuştu. 1211 yılında yapılan bu savaşta I. Gıyaseddin Keyhüsrev şehit düştü.

Keyhüsrev’in ölümü üzerine yerine oğlu I. İzzeddin Keykavus geçti. Keykavus, babasının fetihlerini devam ettirdi. Onun döneminde Sinop alındı ve ticaret limanı haline getirildi. Ermenileri ve Trabzon Rum İmparatorluğunu vergiye bağladı. 1220 yılında Eyyubiler üzerine yaptığı bir sefer sırasında öldü. Yerine kardeşi I. Alaeddin Keykubad geçti.

Tarihçiler, I. Alaeddin Keykubad dönemini Anadolu Selçuklularının en parlak dönemi olarak kabul ederler. Keykubad tahta çıktığı sırada Moğollar Anadolu’yu istila etmeye başlamışlardı. O da bu tehlikeye karşı çeşitli önlemler aldı. Önemli şehirlerin kalelerini onardı. Konya, Kayseri ve Sivas gibi önemli şehirlerin etrafına yeni surlar yaptırdı. Bir yandan Moğollarla dostluk ilişkisi kurmaya çalışırken, bir yandan da onlara karşı Eyyubilerle ittifak kurdu. Bu sırada Alanya kalesini alarak kendine kışlık merkez yaptı. Keykubad, devletin sınırlarını kuzeyde de genişletti. Sinop’ta hazırladığı donanmayı Karadeniz’in kuzeyindeki Kırım’a göndererek burada bir liman elde etti. Böylece Anadolu Selçuklu Devleti’nin Anadolu dışında da bir toprağı olmuş oldu. Doğuda ise, 1230 yılında Harezmşahları ‘Yassı Çimen Savaşı’nda yendi. Erzincan’ı alarak Mengücek devletine son verdi. Doğu Anadolu’da daha bir çok yeri denetim altına aldı. Ancak, hem Moğollara karşı yeni önlemler almaya çalıştığı hem de Eyyubilere karşı bir sefere hazırlandığı sırada zehirlendi ve öldü.

I. Alaeddin Keykubad döneminde Anadolu Selçuklu Devleti, ekonomik, siyasal ve kültürel açıdan en parlak dönemini yaşadı. Anadolu’da siyasi birliği büyük ölçüde sağladı. Bu başarılarından ötürü halk kendisine “Uluğ Keykubad” (Büyük Sultan) adını vermişti.



Haçlı Seferleri

Hıristiyanlık dininin peygamberi olan Hz. İsa Kudüs’te yaşamıştır. Bu yüzden Kudüs ve çevresi Hıristiyanlık için kutsal topraklardır. Kudüs, aynı zamanda Müslümanlar ve Yahudiler için de kutsaldır. Ancak, bu topraklar, 636 yılında Halife Hz. Ömer döneminde, ünlü komutan Halid bin Velid tarafından İslam devleti topraklarına katıldı. Avrupalı Hıristiyanlar, Müslümanların elinde bulunan bu kutsal yerleri almak için bir takım askeri seferler düzenlediler. Bu seferlere katılanlar elbiselerinin ve kalkanlarının üzerinde bir haç işareti taşıdıkları için bu seferlere “Haçlı Seferleri” denmiştir.

Şimdi Haçlı Seferlerinin nedenlerini sırasıyla inceleyelim.

Siyasal Nedenler

Müslüman Araplar, Dört Halife ve Emeviler döneminde Suriye, Filistin ve İspanya’yı ele geçirmişlerdi. Aynı zamanda, son derslerimizde gördüğümüz gibi, Selçuklu Türkleri Anadolu’nun büyük bölümünü Hıristiyanlık Bizans’ın elinden alarak devlet kurmuşlardı. Bu durum Avrupalı Hıristiyanların sinirini bozuyordu.

Ekonomik Nedenler

Avrupalılar çok eskiden beri doğudan gelen ipek, porselen ve baharat gibi mallara çok ilgi göstermişlerdir. Ancak, o zaman dünyanın en büyük ticaret yolları sayılan “İpek” ve “Baharat” yollarının denetimi Müslümanların denetiminde bulunuyordu. Bazı Avrupalılar, bu Müslüman ülkelerine giderek zengin olmak istiyorlardı.

Dinsel Nedenler

Hıristiyanlar için Kudüs’e haç ziyareti yapmak kutsal bir görevdi. Ancak, haç merkezinin Müslümanların elinde olması Hıristiyanların hoşuna gitmiyordu. Haç görevini rahat yerine getiremediklerini düşünüyorlardı. Avrupa’nın önde gelen Hıristiyanlık tarikatları önce devlet ve derebeyler arasında barışı sağladılar sonra onları, Müslümanlarla savaşmaya çağırdılar. “Bu savaşı Hz. İsa ve Tanrı istiyor; Müslümanlarla savaşmak en kutsal görevdir; bu savaşa katılanlar cennete gidecekler” diye propaganda yaptılar. Ayrıca, Hıristiyanlık Bizans’ın Türk akınlarından kurtulmak için diğer Hıristiyanlık ülkelerden iki de bir yardım istemesi macera peşinde koşan Avrupalı prensleri ve şövalyeleri savaşa katılmaya yönlendiriyordu.




Haçlı Seferleri toplam sekiz tanedir. İlki 1096’da başlamış, en sonuncusu ise 1270 yılında yapılmıştır. Bunlardan, şimdilik ilk dördü bizi ilgilendirdiği için aşağıda onlardan söz edeceğiz.

Birinci Haçlı Seferi (1096-1099)



Haçlı kuvvetleri Papa II. Urbanus’un tâlimatı uyarınca Ağustos 1096’da harekete geçtiler. Sefere Batı Avrupa krallarının hiçbiri katılmadı. Fransalı (Frank) şövalyelerinin ağırlıkta olduğu haçlı ordusu dört ayrı koldan yola çıktı. Yaklaşık 4 bin atlı ve 25 bin piyadeden oluşan Haçlı kuvvetleri bir yıl içinde İstanbul’a (Konstantinopolis’e) vardı. Bizans desteğini de alan haçlılar 1097’de İznik’i Anadolu Selçuklularının elinden aldılar ve Bizans’a bıraktılar. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan’ın direnişi yüzünden Anadolu’yu büyük zorluklar ve kayıplarla geçen Haçlılar, sekiz aylık kuşatma sonunda Haziran 1098’de Antakya’yı aldılar. Burada ortaya çıkan veba salgını yüzünden aralarında papalık temsilcisi de olmak üzere yüzlerce Haçlı askeri öldü. 7 Haziran’da Kudüs’e ulaşdılar. Bir aylık bir kuşatma sonunda kenti Fatımîlerden alıp Müslüman ve Yahudi halkı kılıçtan geçirdiler (1099). Haçlılar Kudüs’te bir krallık, Urfa ve Antakya’da birer kontluk kurdular. Böylece Haçlı seferleri Hıristiyanlar açısından başarı ile sonuçlandı. Varlıklarını sürdüren bu devletlerden Urfa Kontluğunun daha sonra Musul Atabeyi Nureddin Zengi tarafından ele geçirilmesi Hıristiyan dünyasında büyük tepkilere yol açtı ve Papa 1145’de yeni bir Haçlı seferi çağrısında bulundu.

İkinci Haçlı Seferi (1147-1149)

II. Haçlı Seferi’nde Fransa kralı VII. Louis ile Alman imparatoru III. Konrad da vardı. VII. Louis’den bir ay önce yola çıkan III. Konrad, 1147’nin sonlarında Anadolu Selçuklu sultanı I. Mesud tarafından Eskişehir yakınlarında yenilgiye uğratıldı. İznik’e geri dönen Konrad burada güçlerini VII. Louis’ninkilerle birleştirerek Kudüs’e doğru tekrar ilerlediler. 1148’de Antakya’ya ve oradan da Kudüs’e ulaştılar. Burada Haçlı komutanlarının katıldığı bir toplantıda Şam’a saldırı kararı alındı ve 50 bin kişilik büyük bir ordu oluşturuldu. Ancak bu sefer başarısızlıkla sonuçlandı ve yenileceklerini anlayan Haçlılar geri çekildiler. Hıristiyan ahalinin çoğu kenti terk etmek zorunda kaldı.




II. Haçlı Seferini izleyen 25 yılboyunca Kudüs Krallığı varlığını sürdü. Mısır’daki Eyyübi Kralı Salaheddin Eyyubî Kudüs’ün düştüğü haberi Avrupa’da geniş yankılar uyandırdı. Papa VIII. Gregorius bir ferman yayınlayarak yeni bir Haçlı Seferi çağrısında bulundu. Mayıs 1189’da o zamana değin bir araya getirilen Haçlı kuvvetlerinin en büyüğünün başında yola çıktı. Bu sefere Alman İmparatoru Frederik Barbaros, Fransa Kralı II. Filip Ogüst ve İngiltere Kralı Arslan Yürekli Rişar katıldılar. Selçukluları yenilgiye uğrattıktan sonra Mayıs 1190 Konya’ya ulaştı. Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarı II. Kılıç Arslan Haçlıların transit geçişine izin verdi. Ama bir ay sonra Alman İmparatoru Frederik Tarsus çayında yüzerken boğuldu ve öldü. İmparatorun ölümü Alman ordusunun dağılmasına neden oldu. Kalan Haçlı birlikleri Fransa ve İngiltere kralları önderliğinde Kudüs’e doğru ilerlemeyi sürdürdüler. Önce Kudüs’ü sonra da Şam’ı almayı tasarlıyorlardı. Ancak Selahaddin Eyyübi’yi yenemediler ve başarıla olamayarak ülkelerine geri döndüler. Haçlıların bu seferdeki en büyük kazancı Kıbrıs’ın alınması olmuştu. Ada, bundan sonraki Haçlı Seferlerinde üs olarak kullanıldı.

Dördüncü Haçlı Seferi

Papa III. Innocentius 1198’de IV. Haçlı Seferi için bir ferman yayınladı. Fransız soylusu katılmıştı. Sefere katılacak birliklerin Venedik gemileriyle taşınması kararlaştırıldı. Bunun için Venediklilere belirli bir para ödenecek ve fethedilecek topraklar Fransızlar ile Venedikliler arasında eşit olarak paylaşılacaktı. Ama Haçlıların bir bölümü doğrudan Anadolu’ya gitmeyi yeğlediğinden 1202 yazında Venedik’e gelen Haçlı birlikleri beklenenden küçüktü. Haçlılar Venediklere karşı borçlu durumuna düştü ve bu borcu kapatmak için Macaristan’ın Zara kentinin ele geçirilmesinde Venediklilere yardım etmeye karar verdiler. Kasım 1202’de Zara kenti alınarak Venediklilere verildi. Bundan sonra Venedikliler tarafından, aralarındaki ticarî rekabet yüzünden doğrudan Bizans üzerine yönlendirilen Haçlılar Nisan 1204’de Konstatinopolis’i ele geçirdiler ve yağmaladılar. Bizans İmparatorluğunu yıkıp, yerine Latin İmparatorluğu’nu kurdular. Bizans İmparatorluğu 1261 İznik’te sürdürmek zorunda kalacaktı. Müslümanlara karşı başlatılmasına karşın amacından sapan IV. Haçlı Seferi, Bizans İmparatorluğunun iyice zayıflamasına yol açtı.

Avrupalılar, 1270 yılına kadar dört tane daha Haçlı Seferi düzenledilerse de yeterince başarılı olmadılar.



Haçlı Seferlerinin Hıristiyan ve Müslüman dünyaları üzerinde büyük etkiler olmuştur. Ayrıca şunu hatırlatmakta fayda var; 1999 yılı Birinci Haçlı Seferinin 900. yıl dönümü. Yanlardaki resimler o dönemdeki haçlı askerlerini gösteriyor.




Haçlı Seferlerinin sonuçları

1- Haçlı Seferleri yüz binlerce Müslüman ve Hıristiyanlık insanın ölümüne neden oldu.
2- Hıristiyanlar başlangıçta başarı elde etseler de esas amaçalrına ulaşamadılar.
3- Avrupa’da bir çok derebeylik. Yıkıldı yerine küçük krallıklar kuruldu. Yani Avrupa’nın siyasal görüntüsü değişti.
4- Bizans İmparatorluğu Haçlı Seferlerinden büyük zarar gördü ve zayıfladı.
5- Avrupalılar Haçlı Seferlerinden ekonomik bakımdan kazançlı çıktılar. Deniz ticareti gelişti. Marsilya, Venedik ve Cenova gibi liman kentleri zenginleşti.
6- Avrupa’da gemi yapımcılığı gelişti.
7- Doğu’dan pusula, kağıt ve barut gibi şeyleri alan Avrupa’nın bilim ve tekniği gelişti.
8- Haçlı Seferleri sonundan papanın ve kilisenin prestiji azaldı.




9- Haçlı Seferleri sayesinde Müslümanlar ve Hıristiyanlar birbirlerini daha yakından tanıma olanağı buldular.



DEVKLETİN DAĞILMASI (KÖSEDAĞ SAVAŞI)
1237’de I. Alaeddin Keykubad’ın zehirlenerek öldürülmesi üzerine 16 yaşındaki oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev tahta geçti. Ancak babası gibi başarılı olamadı. Zamanının çoğunu sarayda geçiren II. Gıyaseddin Keyhüsrev, devlet işlerini veziri Saadettin Köpek’e devretti. Özellikle onun döneminde ortaya çıkan iki önemli olay Anadolu Selçuklu Devleti’ni dağılma ve parçalanma sürecine soktu. Bu olaylar 1240’daki Baba İshak Ayaklanması ve 1243’deki Kösedağ Savaşı’dır.

Baba İshak Ayaklanması

1240 yılı başlarında, Baba İshak adı verilen bir derviş önderliğinde göçebe Türkmenler, Anadolu Selçuklu Devleti’ne karşı dev bir ayaklanma başlattılar. Baba İshak Konya’daki Anadolu Selçuklu sultanının ve adamlarının kafir olduğunu söylüyordu ve halkı onlara karşı isyan etmeye çağırıyordu. Ayaklanma Doğu Anadolu’da başladı ve tüm ülkeye yayıldı. İsyancı Türkmenler Amasya ve Sivas gibi önemli kentleri ele geçirdiler. Ayaklanma öylesine büyüktü ki, neredeyse bütün Türkmenler bu ayaklanmaya katılmışlardı. Hatta, bir ara Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev korkarak Konya dışında bir yere kaçtı. Ayaklanmayı bastırmak üzere gönderilen Selçuklu komutanı Amasya’ya girdi ve Baba İshak’ı yakalayıp kale burcuna astı. Ama isyanı bastıramadı. Aksine isyan daha da büyüdü. Sivas’tan gelen yeni isyancılar Amasya’ya gelip bu komutanı yakalayıp astılar. İsyancı Türkmenler durmaksızın Konya’ya ilerlediler. Ancak, İsyancılar Kırşehir’in Malya Ovası’nda yeni bir Selçuklu ordusu ile karşılaştılar. Çocuklar hariç, kadınlı erkekli bütün isyancı Türkmenler kılıçtan geçirildi ve böylelikle isyan bastırıldı. İsyan bastırıldı ama Anadolu Selçuklu Devleti’ni fena halde yıpratmış oldu.

Kösedağ Savaşı

Baba İshak ayaklanmasının Anadolu Selçuklu Devleti’ni iyice zayıflattığını gören Moğollar, “fırsat bu fırsat”deyip Anadolu’yu işgal etmeye karar verdiler. Moğol ordular Doğu Anadolu’ya girerek önce Erzurum’u işgal ettiler. Daha sonra, Selçuklu ordusu ve Moğol ordusu Sivas’ın doğusundaki Kösedağ’da karşı karşıya geldiler. II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in komutasındaki Selçuklu ordusu, sayıca fazla olmasına rağmen, yanlış savaş taktikleri yüzünden ağır bir yenilgi aldı.

Moğollar bu zaferden sonra Erzincan, Sivas ve Kayseri gibi kentleri ele geçirdiler ve yağmaladılar. Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev Moğollarla anlaşma yaptı ve her yıl onlara vergi vermeyi kabul etti. Böylece, Anadolu Selçuklu Devleti Moğollara bağlı bir devlet haline geldi.

Kösedağ Savaşı’ndan sonra Moğollar Anadolu’da tam bir baskı kurdular. Koydukları ağır vergiler halkı zor durumda bıraktı. Moğol baskısının yanı sıra, artan Bizans saldırıları, siyasal cinayetler, doğal afetler ve salgın hastalıklar devleti büsbütün sarstı. Anadolu Selçuklu Devleti birkaç kez iki ve üçe bölündü.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin Dağılışı ve Yıkılışı

Moğolların baskısının iyice artması üzerine, Anadolu Selçukluları birkaç başarısız ayaklanma denemesine giriştiler. Hatta, bu ayaklanmalardan birinde Memlüklü Sultanı Baybars’tan yardım istediler. Ordusu ile Anadolu’ya gelen Baybars 1277 yılında Elbistan ovasında Moğolları darmadağın etti. Ancak, Sultan Baybars’ın ülkesine geri dönmesinden sonra, Moğolların intikamı acı oldu. Çok sayda insanı acımasızca öldürdüler. Bundan sonra Anadolu tamamen Moğol egemenliğine girdi. Anadolu’yu atadıkları valilerle yönettiler. 1308 yılında, son sultan II. Mesud’un ölümünden sonra Anadolu Selçuklu Devleti yıkıldı.

Kaynak:sosyaldersleri.com





--------------------
<!--fonto:Verdana--><span style="font-family:Verdana"><!--/fonto--><!--sizeo:10--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--sizeo:10--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--sizec--></span><!--/sizec--><!--sizec--></span><!--/sizec--><!--fontc--></span><!--/fontc-->REP VERİR MİSİN ARKADAŞIM?
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Reply to this topicStart new topic
Tags
No Tag inserted yet

1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 üye:

 



Yararlı Linkler
ÖNEMLİ :Linkler sürekli kontrol edilecektir.Habersiz linkimizi kaldıranlar yada hiç eklemeyen ve/veya uygunsuz içerik bulunduran sitelerin linkleri silenecektir.İletişim için GiZeMsU
Basit Görünüm

 | SEO by MinervaSEO © Icelabz.net

Tarih : 08.01.2009 - 02:20:27
- Arşiv Görünümü -
6 9 10 11 12 13 14 15 16 18 19 20 21 22 23 24 25 26 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 77 78 79 80 81 82 86 98 102 104 105 106 107 109 110 111 112 113 114 115 117 118 119 121 122 123 124 125 126 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 157 158 159 160 161 162 163 165 166 169 170 173 175 176 177 178 179 180 181 182 184 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 254 256 258 261 264 266 267 268 269 271 273 274 <